Yazar: Kutlu Tuncel
Yalan söylemek veya insanları öldürmek neden kötüdür? Kantçı etik[1] bu gibi sorulara oldukça açık bir cevap verir. Bu cevap açık olduğu kadar bir açıdan felsefe-öncesi veya sağduyusal sezilerimizin en azından bir kısmına uyması bakımından oldukça dikkat çekicidir; bu, Kantçı etiğin güçlü yanını oluşturur. Ne var ki, bu cevap sorunlardan münezzeh değildir. Bu yazıda Kantçı etiğin güçlü yanları ile birlikte sorunlarına işaret edilecektir.
Kantçı etiğe göre, yalan söylemek ve insan öldürmek gibi fiiller, Kant’ın ‘kategorik buyruk’ dediği şeyin ihlalleridir. Bu noktada şu vurgulanmalıdır: kategorik buyruğun kendisi, ‘öldürme!’ veya ‘yalan söyleme!’ gibi bir yasa değildir, o bu genel yasaları doğuran bir tür ‘meta-yasa’dır: faillerin tikel eylemleri ile değil, bu eylemlerle ilgilenen yasalarla ilgilenen bir yasa.[2]
Kategorik buyruk nedir? Kant bunun için en az dört formülasyon önermiştir. Bu yazı kapsamında bu formülasyonlardan ancak biriyle ilgileneceğim: Evrensel Yasa. Buna göre: ‘Yalnızca, aynı zamanda onun evrensel bir yasa olmasını isteyebileceğin bir ilkeye göre davran!’[3] Bu formülasyon bize şunu söyler: eğer davranışınızın ilkesi evrenselleştirilemiyorsa, yaptığınız şey ahlaken yanlıştır.
Bu düşünceyi kavramak için şöyle bir durum düşünelim. Paraya ihtiyacınız var ve geri öde(ye)meyeceğinizi bilmenize rağmen birisinden borç para istiyorsunuz. Borç alabilmeniz için borç verecek kişiye ‘borcu geri ödeyeceğim’ demeniz gerekir. Şimdi Kant bizden yaptığımız şeyin evrensel bir yasa haline geldiğini düşünmemizi ister; yani herkesin, her paraya ihtiyacı olduğu durumda, borcunu geri ödeme niyeti gerçekten olmaksızın borç istemeye ve borç veren kişiyi kandırmaya teşebbüs ettiğini düşünelim. (Bu düşünce deneyine literatürde kısaca ‘evrenselleştirilebilirlik testi’ denilmektedir.) Bu durumda borç verme/söz verme müessesesinin kendisi ortadan kalkacaktır; zira sizin kandırarak borç almaya çalıştığınız kişi de tam da sizle aynı niyete sahiptir—yani, o da başka birinden yalan söyleyerek para koparmaya çalışır. Dolayısıyla siz ona yalan söyleyerek borcunuzu geri ödeyeceğinizi taahhüt ettiğinizde size ancak gülecek ve para falan vermeyecektir. Dolayısıyla, ahlaken yanlış fiiliniz evrenselleştirilebilirlik testinden geçemez. Bu neyi gösterir? Sizin davranışınız, bir ahlaki müessesenin ‘bedavacı’sının (freerider) davranışıdır: edinmeyi planladığınız avantaj ancak ve ancak diğerleri ahlaki kuralı takip eder ve sadece siz istisnai olarak bu kuralı ihlal ederseniz gerçekleşecektir.
Eğer ahlak kuralları Evrensel Yasa buyruğunda temellendirilecekse, buradan çıkarmamız gereken ders şudur: ahlak kuralları herkes için eşit ölçüde bağlayıcıdır. Bu açıklama oldukça güçlüdür; zira bu, bana göre herkeste var olan ‘eşitlikçi’ sezimize tam olarak oturur. Diğer bir deyişle, şimdi bu sezimiz ve Kant şunu söyler: ahlak kuralları önünde herkes eşittir—kimse ‘bedavacı’ olamaz!
Yukarıda söylediğim gibi, bu açıklama güçlüdür, ancak sorunlardan münezzeh değildir. Bana göre en açık problemlerden biri, evrenselleştirilebilirlik testinin en azından bazı örneklerde düzgün çalışmamasıdır. Öncelikle, bu test bazen ‘aldatıcı negatifler’ (fake negatives) verir. Trafiğe yakalanmamak için işten 1 saat erken çıktığımı varsayın. Şimdi bu hareketimi evrenselleştirilebilirlik testine sokalım: herkesin böyle yaptığı bir dünyada ben gene trafiğe takılırım ve istediğim avantajı elde edemem. O zaman işten erken çıkıp eve erken varma teşebbüsüm ahlaken yanlış mıdır? Bu sonuç kabul edilemez.[4]
Bu noktada, ‘aldatıcı negatifler’ itirazına karşı belki şu söylenebilir. Buradaki sorunsallaştırma veya itiraz yanıltıcıdır çünkü açıkça etiğin konusu olmayan bir davranışı (yani, işten 1 saat erken çıkıp eve erken varmayı) ‘evrenselleştirilebilirlik testi’ne sokmaya çalışmaktadır; ne var ki, bu testi ancak etiğin konusu olan davranışlarıma uygulayabilirim.[5]
Bu itiraz kısmen haklıdır; buna göre, işten 1 saat erken çıkıp çıkmamamın ahlaklı veya ahlaksız değil ‘ahlakdışı’ (amoral) bir mesele olduğu söylenebilir. Buna karşın, bu cevap şu ölçüde makul değildir: sınırları önceden belirlenmiş ve tartışmaya açık olmayan bir ‘ahlaki davranışlar havuzu’ yoktur. Şüphesiz, insan öldürmek/öldürmemek bu havuza dahildir. Peki, et yemek/yememek? Kant’ın zamanında Kant’ın kendisi dahil muhtemelen et yemek/yememek meselesi ‘ahlakdışı’ olarak değerlendirilmiştir; günümüzde bazıları hala, bunun ahlakın konusu olmadığı konusunda ısrarcıdır; ancak vegan veya vejetaryen birine göre, et yemek/yememek ahlak alanının konusudur.
Bunun yanı sıra, Evrensel Yasa ahlaki müesseslere ilişkin eylemlerin dışında ‘doğal davranışlar’a da uygulanmalıdır, ancak bunun nasıl yapılacağı açık değildir. Örneğin yukarıdaki örnekte borç isteme ve borcu geri ödeyeceğine söz verme, borç isteme/söz verme müessesine ilişkin bir davranıştır. Ancak bazı davranışlar herhangi toplumsal veya ahlaki müesseselere referans vermez, aksine ‘doğal’dırlar. Örneğin, insan öldürmek.[6] Şimdi şöyle bir durumu düşünelim: biri ‘yeşil gözlü olan herkesi öldür!’ gibi bir ilkeyi benimsemiş olsun. Burada fail, herhangi bir müessesenin ‘bedavacı’sı değildir veya herhangi bir ahlaki kuralı istismar etmez. Bu durumda pekâlâ en azından tutarlı olarak bu ilkeyi benimseyebilir; yani, bu ilke evrenselleştirebilirlik testinden geçebilir.
Bu ‘doğal davranışlar’ itirazına karşı şöyle bir cevabı öngörüyorum. ‘Yeşil gözlü olan herkesi öldür!’ belki çelişki doğurmaksızın evrenselleştirilebilir, ancak Kant’ın burada evrenselleştirilebilirlik testinden beklediği şey bizim bu ilkeyi ‘rasyonel bir şekilde çelişkisiz istememiz’dir (buna kısaca ‘rasyonel isteme ölçütü’ diyelim). Eğer Kant’ın doğal davranışlara karşı cevabı ‘rasyonel isteme ölçütü’ olacaksa, bu cevap şöyle bir şey söyleyecektir: her rasyonel fail, eğer patolojik bir şekilde kumarbaz değilse, kendisinin (veya belki sevdiği birinin) de pekâlâ yeşil gözlü olarak doğabileceğini, dolayısıyla yeşil gözlüleri öldürmeyi istemenin rasyonel olamayacağını düşünebilir.[7]
Bu cevap ilk bakışta makul görünmektedir; ancak sorun şudur. Kant dar/istisnasız (strict/unremitting) ve geniş/erdemsel (wide/meritorious) görevler arasında ayrıma gitmektedir. Dar görevlerin ihlali doğrudan çelişki doğurur; geniş görevlerin ihmali ise doğrudan çelişki doğurmamakla birlikte, bu görevleri ihmal etmek rasyonel bir şekilde istenemez.[8] Örneğin, örneğin insan öldürmemek dar bir görevdir, yani hiçbir koşulda ihlal edilmemelidir. Buna karşın, örneğin başkalarına yardım etmek geniş bir görevidir, yani bu görev ihlal edilmemesi gereken bir yasağı değil, benimsenmesi gereken bir politikayı betimler; eğer böyle olmasaydı başkalarına yardım etmediğim her an, ahlaken kusurlu bir fiil işliyor olurdum, ki bu mantıklı değildir. Kant’ın bu ayrımıyla birlikte, ‘rasyonel isteme ölçütü’ cevabının sorunu açığa kavuşur: Kant’a göre, insan öldürmenin sadece düşünülmesi çelişki doğuracaktır zira bu dar bir görevdir, rasyonel isteme ölçütü ise bize ancak geniş görevleri verebilir. Diğer bir deyişle, bu cevap ile birlikte Kant’taki kesin görevlerin bir kısmı, eğer doğal davranışlara ilişkin ise, geniş görevlere dönüşür.
Dolayısıyla, bana göre ‘doğal davranışlar’ Evrensel Yasa için gerçekten bir sorun oluşturuyor gibi gözükmektedir. Bunu ayrıca Kant’ın intihara (bu da doğal bir davranıştır) karşı argümanında takip edebiliriz. Bu argüman maalesef ki ikna edici değildir. Burada bütün argümanı detaylıca tartışmaya açmam mümkün değil, ancak şuna işaret etmem yeterlidir. Evrensel Yasa formülasyonunda (yukarıda alıntıladık) intiharı evrenselleştirilemez yapan hiçbir şey yoktur. Kant Evrensel Yasa formülasyonunu verdikten hemen sonra (daha kesin olarak, bir paragraf sonra), biraz hızlıca ve yeterli açıklama sunmaksızın, Evrensel Doğa Yasası formülasyonuna geçer. Buna göre davranışımızın ilkesi evrensel bir doğa yasasıymış gibi olmalıdır. Kant’ın intihara karşı argümanının ana fikri de doğanın canlıların kendisini korumasını amaçladığı, bu yüzden bir canlının kendisini yok etmesinin, yani intiharın, doğanın amaçsallığına aykırı olduğu ve dolayısıyla intiharın evrensel bir doğa yasası haline getirilemeyeceğidir.[9] Burada problematik olan şeyler şunlardır: (1) Evrensel Yasadan Evrensel Doğa Yasasına geçiş açık değildir; ilk başta, Evrensel Doğa Yasası formülasyonu ana fikre hiçbir şey katmıyor gibi göründüğü için Kant aynı tematik üzerinde serbest bir şekilde kalem oynatıyor gibi görünür, bu yüzden açık olmama hali mazur görülebilir; (2) Evrensel Doğa Yasası Kant’ın intihar yasağının temel dayanağıdır ve bu noktada Evrensel Yasa formülasyonu bir şey söyleyemez; dolayısıyla, Evrensel Doğa Yasası fikrinin baştaki mazur görülebilirliği bozulacaktır.
Sonuç olarak, Kant’ın Evrensel Yasa formülasyonu, bir açıdan ahlaki sezilerimizi ‘aklaması’ veya ‘rasyonel olarak geliştirmesi’ bakımından oldukça güçlü bir cevaptır. Ancak yukarıda gösterdiğimi umuyorum ki bu cevap sorunlardan münezzeh değildir. Bu duruma karşı, Kantçı etiğin merkezine Evrensel Yasa formülasyonunu değil de İnsanlık formülasyonunu[10] geçirmek bir cevap olabilir.[11] Ne var ki, her ne kadar bu yazı kapsamında tartışmak mümkün olmasa da İnsanlık formülasyonu da sorunlardan münezzeh değildir. Bu formülasyona dair en temel sorunlardan biri, öyle görünmektedir ki, insan-olmayan hayvanların onlara karşı görevlerimiz olacak ahlaki özneler olmasını imkânsız kılmasıdır.[12]
Bitirirken, şunu söylemek isterim: bu yazı ile okurda uyandırmak istediğim duygu Kantçı etiğe ilişkin bir hayal kırıklığı değil, yeni araştırmalar yapmaya ilişkin heyecandır. Bana göre, felsefe tarihi, kendisi de felsefe olduğu için, ‘sorunlar’ tarihidir. Tam tersini düşünelim: filozofların görüşlerinde hiçbir sorun veya anlamsal belirsizlik, buna göre, olmasın. Bana kalırsa, bu durumda, felsefe tarihi çalışmak tamamen vakit kaybı olurdu. Dolayısıyla, Kantçı etiğin sorunları bizi felsefe ve felsefe tarihi yapmaya çağıran bir işarettir. Kantçı etikte yapılacak daha çok iş var!
Kaynakça
Korsgaard, C. (2018). Fellow Creatures: Our Obligations to the Other Animals. New York: Oxford University Press.
Korsgaard, C. (2013). ‘Kant’s Formula of Universal Law’. Ethical Theory: An Anthology, Second Edition, Shafer-Landau (ed.), 499-509. Oxford: Wıley-Blackwell.
Kant, I. (2006). Groundwork of the Metaphysics of Morals. Mary Gregor (çev.). New York: Cambridge University Press.
Langton, R. (1992). ‘Duty and Desolation’, Philosophy 67 (262): 481-505.
Korsgaard, C. (1986). ‘The Right to Lie: Kant on Dealing with Evil’, Philosophy and Public Affairs 15 (4): 325-349.
Wood, A. (2008). Kantian Ethics. New York: Cambridge University Press.
[1] Kant’ın etiği ile Kantçı etik ayrımını Wood’dan aldım. Cf. Wood (2008: 1) şöyle der: ‘Kant’ın etiği Kant’ın kendisi tarafından ortaya konulmuş bir teoridir. […] Kantçı etik Kant felsefesinin temel ruhu ile formüle edilen bir teoridir; bu teori Kant’ın ahlak felsefesindeki kavrayışlarından (insights) faydalanır ve bunları kabul eder. […] [Ama] Kantçı etik sadece Kant’ın ne söylediği değildir.’
[2] Cf. Korsgaard (2018: 120) şöyle der: ‘Kategorik buyruk bize doğrudan şunu ya da bunu yapmamızı ya da yapmamamızı söylemez. Bunun yerine, bize hangi ilkelerin doğru biçimde şunu ya da bunu yapmamızı (ya da yapmamamızı) söylediğini nasıl belirleyeceğimizi gösterir.’
[3] Evrensel yasa ve devamındaki borç almak için yalan söyleme örneği için bak. Kant (2006: 31-2).
[4] Bu itiraz için bak. Wood (2008: 71-2).
[5] Wood (2008: 73-4) itirazı kısmen bu şekilde savuşturur.
[6] Doğal ve müessesel (conventional) davranışlar ayrımını Korsgaard’dan aldım. Bak. Korsgaard (2013: 503).
[7] Bu cevap Rawls’ın ‘bilgisizlik peçesi’ fikrinden geliştirilmiştir. Buna göre, bir insanın (yeşil veya siyah gözlü olmak gibi) doğal özellikleri tamamen rassaldır, ve her rasyonel fail, bir toplum sözleşmesi inşa ederken, bilgisizlik peçesi altındaymış gibi davranmalıdır: yani bu söz konusu rassal özelliklere dayanarak, keyfi ayrıcalıklar edinme fikri makul ve adil değildir.
[8] Bu ayrım için bak. Kant (2006: 31-33).
[9] Bak. Kant (2006: 30-1).
[10] Bak. Kant (2006: 38).
[11] Literatürde yaygın tepki Kantçı etiğin Evrensel Yasayı kısmen ihmal edip İnsanlık formülasyonuna odaklanması gerektiğidir. Bunun için bak. Korsgaard (1986), Langton (1992), Wood (2008).
[12] Kant’ın insan-olmayan hayvanlara karşı görüşlerinin faydalı bir özeti ve tartışması için bak. Korsgaard (2018: böl. 5-6).